‘8 Mart bir farkındalık günüdür’

Milliyetçi Hareket Partisi Adapazarı meclis üyeleri İlknur Bayram Akyüz ve İrem Serdaroğlu 8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesi ile bir basın açıklaması yaptı.

Açıklamada Türk milletinin var olduğu tarihten beri kadınlara büyük önem verdiğini bildiren meclis üyeleri günümüzde kadına şiddet konusuna ve Avrupa’nın kadın ve çocuk sığınmacılara karşı uyguladığı zulme dikkat çektiler.

Açıklamanın tamamı şöyle:

Öncelikle; ülke ve dünya olarak zor günlerden geçtiğimiz bu günlerde, vatan uğruna canını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, ailelerine sabırlar diliyoruz. Yine, gazilerimize acil şifalar diliyoruz.

Zorlukları aşıp, yokluklara göğüs gerip vatanına, toprağına sahip çıkan, isimlerini tarihe yazdırmış, biricik evladı Mehmed’ini eline kınalar yakarak ‘Ya şehit ol ya gazi’ diye cenk meydanına savaşa yollamış vefakar analarımızı, ruhunu bu dinle bütünleştirmiş, en aziz bildiği toprağına ‘Anadolu’ demiş Anadolu kadınını, Nene Hatunlar, Kara Fatmaları… Hepinizi sevgi ve rahmetle anıyoruz.                  
8 Mart bir farkındalık günüdür. Bugün sadece kadınlarımızı anmak, övgüler yağdırmak değil, kadınlarımızın hakları, kadınların toplum içerisindeki eşitliği, kadına yönelik şiddet konularının konuşulması, toplumsal olarak geldiğimiz noktayı düşünmemiz gereken bir gündür. Elbette ki kadınlarımızın değeri sadece bir güne sığdırılamaz. Kadına, insana veya bazı değerlere kıymet vermek, her şeyden önce insanî, ahlaki ve vicdanîdir. Kısacası insanlığın gereğidir.

Türk milleti kadınlara tarih boyunca değer vermiştir. Türklerde ailenin temeli kadındır. Orhun kitabeleri “Kağan ve Hatun buyurur” sözleriyle başlar. Tarihte diğer milletlerde kadınlar köle olarak satılırken, Türk kadını her zaman hür ve özgür olmuştur. 

Ziya Gökalp;“Eski kavimler arasında hiçbir kavim Türkler kadar kadına hak vermemiş ve saygı göstermemiştir” diyerek toplumumuzun kadına verdiği önemi ifade ermiştir.

Son günlerde, Avrupa Halkı’nın göçmenlere uyguladığı zulüm gözler önündedir. Dünya, 8 Mart Dünya Kadın Hakları gününü konuşurken, kucağında bebeğiyle açlığa, ölüme, her türlü şiddete ve zulme maruz bırakılan göçmen kadınlar, perişan bir halde sınırlarda zulme uğrayan evlatlar tarihe kara leke olarak geçmiştir. 

Tüm dünyanın şahit olduğu bu insanlık dramına Dünya Kamuoyu’nca sessiz kalınmakta, kadına ve çocuğa en ağır şekilde uygulanan bu şiddete dur denmemektedir. 

Bu özel günde, üzerinde konuşulması gereken bu konu, Türk Toplumu olarak hepimizi derinden üzmektedir.

Gelinen noktada, toplumuzda kadının yeri ve kadına verilen değer, toplumdaki yozlaşmayı ve toplumsal zehirlenmeyi gözler önüne sermektedir. 

Ülkemizde, ne yazık ki; her gün yüzlerce kadının psikolojik ve fiziksel şiddet gördüğü, öldürüldüğü ya da tecavüz edildiği haberlerine şahit olmaktayız. 

Gelinen noktada, yapabileceğimiz en önemli şey, çocuklarımızı doğru bir bilinçle yetiştirmek, toplumda kadının ve ailenin yerini çocuklarımıza öğretebilmek, onların bu konuda farkındalığını ve duyarlılığını artırmaktır. Ancak bu şekilde daha bilinçli bir toplum haline gelebiliriz ve doğru yönde ilerleyebiliriz.

Kadına zarar vermek, kadına şiddet uygulamak sadece fiziksel ya da psikolojik olarak zarar vermek anlamına gelmemeli. Yaşanan şiddete, tecavüze, tacize, uygulanan psikolojik baskıya sessiz kalmak da şiddettir. 

Kadına zarar vereni korumak, görmezden gelmek hatta yok saymak da şiddettir. Bu konudaki en önemli sorun, kadına yönelik şiddet konusunda toplumda bir duyarlılığın olmaması, şiddetin doğal karşılanması ve şiddet olgusunun temel insan haklarının ihlali olduğunun farkına varılmamasıdır.

Kadına yönelik şiddet ile kadının eğitime, çalışma hayatına ve siyasete katılımındaki engeller sadece kadın sorunu değil, “toplum sorunu’dur. Ortak amacımız, nüfusun yarısını oluşturan kadınları diğer yarısı ile eşit konuma getirmek için çözümler geliştirmek olmalı. Kadınların gücünü hayatın her alanına eşit katmalıyız.

Anayasa’nın 10. Maddesinde “Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.” hükmü ile kadın yasal olarak güçlendirilmiştir. 

Kız çocuklarımızın eğitimine verilen önem ve yapılan yatırım, yarının güçlü toplumu ve üretken ekonomisini mümkün kılacaktır.

Çalışma yaşamı başta olmak üzere her alanda çeşitlilik önemlidir çünkü farklılıklar engel değil, başarı demektir. Cinsiyet eşitliği sağlanmış bir çalışma yaşamının çok daha demokratik, rekabetçi ve başarılı olacağına inanıyoruz.

Medyaya da şiddetle mücadelede önemli bir rol düşüyor. Medya, şiddet konusunda toplumsal farkındalık arttıracak daha fazla habere yer vermeli ve televizyondaki programlardan haberlere kadar tüm yayınlarında şiddeti meşrulaştıracak ya da mazur gösterecek dilden kaçınmalıdır.
Her alanda olduğu gibi siyasette de kadınların potansiyeline, enerjisine ve bakış açısına ihtiyaç vardır. Kadınların genel ve yerel yönetimlerde yer almaları ülkemizin geleceği açısından önemlidir. 

Kadınların güven ve huzur içinde yaşadığı bir ülke oluşturmak hepimizin görevidir. 
Adapazarı Belediyesi Milliyetçi Hareket Partisi meclis üyeleri olarak, kadınlarımızın haklarının korunarak geliştirilmesi, kadınların sosyal, kültürel ve ekonomik ihtiyaç ve taleplerinin karşılanması adına yapılacak tüm çalışmaların her zaman takipçisi ve destekçisi olacağımızı bildirmek isteriz.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün: “Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” sözüyle; analarımız, bacılarımız, hayatımızın yarısı hatta çok daha fazla değerlerimizi ifade eden kadınlarımızın Kadınlar Günü’nü kutluyoruz.

İlknur Bayram Akyüz – Avukat
İrem Serdaroğlu – Harita Mühendisi
MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİADAPAPAZARI MECLİS ÜYELERİ

İlgili Haberler

- REKLAM -